9kw2WC. Ülkemizde gazete ve kitap okuma oranı düşük. NEDEN? Son yıllarda yapılan araştırmalar, Türk toplumunun sosyal, ekonomik ve siyasî şartlarında önemli değişiklikler olmasına rağmen, kitap, gazete, dergi ile arasının iyi olmadığını, toplumumuzun okumayı bir alışkanlık ve hayat tarzı hâline getirmediğini göstermektedir. Meselâ, Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1993 yılında yaptırdığı bir ankete göre, gençlerin % 61’inin son bir ayda hiç kitap okumadığı, % 13,4’ünün ise bir kitap okuduğu ortaya Yine yapılan bir araştırmaya göre, ülkemizde okumaya aday ilk grubu oluşturan üniversite gençliğinde okuma oranı % 37,1’ 1993 yılında yapılan bir başka araştırmaya göre ise, yaz aylarında nüfusu üç yüz binin üzerine çıkan Bodrum’da 127 kahvehane 230 içkili restoran 103 kafe-bar 12 disko 3 gazino 2 kumarhane 2 kitapçı var. Açıkça görüldüğü gibi Bodrum’da her şey var, ama kitap yok, kitap okuyan yoktur. Enteresan, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu da 1973-1975 yılları arasında Türkiye’de 30 bin kitapçı var. 1993 yılında ise üçbin beşyüz. Onlar da, kaset, oyuncak, kırtasiye satarak ayakta kalmaya çalışıyorlar. Bir başka ilginç durum ise, 1983’te Türkiye’de çeşit kitap basıldığı hâlde, bu 1992’de düşüyor. Aynı yıl, yani 1992’de çeşitli ülkelerde basılan kitap sayısı çeşit olarak ise şöyledir Fransa’da ıngiltere’de Almanya’da Japonya’da ABD’de Günlük gazete satışlarında da, Türkiye ile diğer gelişmiş ülkeler arasında benzer uçurumlar dikkati çekiyor. Türkiye’de verilen bütün hediyelere, yapılan bütün promosyonlara rağmen gazetelerin toplam tirajı üç milyonu bir türlü geçmiyor. Toplam tiraj Japonya’da 68 milyonu, ABD’de ise 63 milyonu geçiyor. Bir Japon, yılda 25 kitap okuyor, Bir ısveçli, yılda 10 kitap okuyor, Bir Fransız, yılda 7 kitap okuyor. Türkiye’de ise 6 Türk, yılda 1 kitap okuyor. Hâlen ülkemizde 95 kişiye bir kahvehane, ama 65 bin kişiye bir kütüphane düşüyor. Ayrıca Japonya’da, ayakta kitap okuma alışkanlığı bile taşiyomi’ adıyla sözlüğe geçtiği hâlde, bizim ülkemizde bırakın ayakta kitap okumayı, evlerde kitapların yüzüne bile bakılmamakta ve kitaplar genellikle vitrinleri süsleyen bir aksesuar olarak Neden az okuyoruz? Millî Eğitim Bakanlığı’nın 1993 yılında yaptırdığı bir ankete göre insanımızın okumama sebepleri oran olarak şöyledir 1-Kitap okuma alışkanlığının olmaması % 50,2 2-Yeterince zaman bulunamaması % 16,6 3-Boş zamanlarında yoğun olması % 10,6 4-Tv, video ve sinemanın tercih edilmesi % 10,5 5-Kitap fiyatlarının yüksek olması % 4,6 6-Dersleri sebebiyle okuyamama % 3,4 7-Diğer sebepler % 1,9 8-Cevap yok % 2,27 7 Görülüyor ki az okumamızın en önemli sebepleri okuma alışkanlığının olmaması, tv, video ve sinemanın kitap okumaya tercih edilmesi. Fakat bu konuda Türkiye’de özellikle belirli kesimler, yıllarca daha çok, kitap fiyatlarının ülkemizde yüksek olmasını en önemli sebep olarak ileri sürmüşlerdir. Halbuki yapılan araştırmalar bunun doğru olmadığını ortaya koymaktadır. Hem yukarıdaki ankette kitap okumama sebepleri içinde sayılan, kitap fiyatlarının yüksek olması % 4,6 gibi küçük bir oran teşkil etmekte, hem de TÜYAP’ın 1992 Kasım’ında ıstanbul’da düzenlediği kitap fuarını gezenlerin % 56’sının aylık gelirinin iki milyon TL civarında olması, aylık geliri 12-14 milyon lira olanların oranının ise yüzde değil binde sekiz civarında olması bu görüşü çürütmektedir. Ayrıca yapılan bir başka araştırmaya göre 1993 yılında Bodrum’da içilen yerli içki 1 milyon şişe, yabancı içki 55 bin 715 şişedir. Yine aynı araştırmaya göre, Bodrum’da 1993 yılında 6 milyon 100 bin paket yerli sigara 2 milyon 400 bin paket yabancı sigara tüketilmiştir. Yani içki için para var, sigara için para var, fakat kitap için yoktur. Kitap, içki ve sigaradan çok mu pahalıdır? Bizce toplumumuzun az okumasının gerçek sebepleri şunlardır 1-Okuma alışkanlığımızın olmaması. Okuma ise büyük ölçüde bir alışkanlık gerektiriyor. Eğitim sistemimiz kitap okumayı teşvik edici, bunu bir alışkanlık hâline getirici nitelikte değildir. 2-Tv, video, sinema bizi engelliyor. ınsanlar gece boyunca hiçbir seçim yapmaksızın 4-5-6 saat durmadan tv seyrediyor. 3-ınsanların derd-i maişetle meşgul olması. Başka hiçbir şey düşünememesi. 4-Okuyan, düşünen insanlara karşı yıllardan beri takındığımız olumsuz tavır. 5-Gazeteler için ise Basına karşı duyulan güvensizliktir. Halbuki 21. yüzyıla, bilgi çağına girerken, eğer Türk toplumu dünya üzerinde iyi, güzel bir yer edinmek istiyorsa, okumak, düşünmek ve buna bağlı olarak tartışmak, sorgulamak ve eleştirmek ve bilim üretmek zorundadır. Ancak bunları gerçekleştirdiği zaman gelişecek, çağdaşlaşacak ve yer yüzünde tekrar ecdadına lâyık olduğu yeri Dipnotlar 1. Nihat Sami Banarlı, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, ıst., 1977, s. 223,224. 2. ılber Ortaylı, ıstanbul’dan Sayfalar, ıst. 1993, s. 174. 3. Ziyad Ebuzziya, “Zaman”, 10 şubat 1992. 4. “Milliyet”, 31 Temmuz 1993; “Zaman”, 9 Ağustos 1993. 5. 1990 Türkiye Kültür ve Sanat Yıllığı Türkiye Yazarlar Birliği Yayınları, Ankara, 1990. 6. Bedri Katipoğlu, Niçin Az Okuyoruz?, “Zaman”, 21 şubat 1998. 7. “Milliyet”, 31 Temmuz 1993. Öncelikle neden kitap okumuyoruz şeklinde kendimiz özeleştiri yapmamız gerek. Toplumumuzda kitap okuma oranlarının düşük olmasının nedenleri hakkında görüş sahipi olacağımızı düşünüyorum. Fatih Bağcıoğlu "türkiye'de kitap okuma oranı %3, gazete %7, otobüste bir başkasının okuduğu kitabı veya gazeteyi okumaya çalışma oranı %90" basiretsiz, tutarsız bir istatistik paritesidir. kitap basılma der, kitap okuma der, ama kitabın ne olduğuna dair bir açıklama yapmaz. yapamaz da. hani şu ayıplanan recep ivedik diyaloğu gibi kitap "hani kabı olan, okumaklık" kitap. hani hep bizim az kitap okuduğumuzdan dem vurularak "ne okurlarsa kar" mantığıyla bu istatistik önemli bulunur, diğer yıllar ve japonyayla aramızdaki fark öne çıkarılır. bu istatistik vaad ettiğinden daha azını veren bir istatistiktir. otobüsteki insanın okuduğu gazeteyi tabiiki okursun çnkü hayvan gibi gazete gözüne çarpar ve cafcaflı resimler dikkatini çeker ve okumaya çalışırsınama o esnada kesinlikle sayfayı oranlar doğrudur bilmem mark twain'in "niteliksiz bir kitabı okuyanla okumayan arasında bir fark yoktur." sözünü hatırlatan oran. ama şimdi şöyle de bir şey var japonda nitelikli kitap okuru oranının %4 olma ihtimali var mı? var. türkiye bu ihtimal var mı? ulan zaten memleketin kitap okuyanının oranı %4. nasıl olsun? bu orandan tuna kiremitçi'ydi, aksiyon-macera romanlarıydı, ucuz fantastik kuntastik romanları, ayşe kulin, canan tan'ı falan çıkarsan geriye % kalsa dua etmek gerek. türkiye'de sanıldığı kadar düşük değildir. kaldı ki bu rakamlara korsan kitaplar dahil edilmiyor. yapılan son araştırmalar türkiye'de 1 yılda kişi başı kitap okunduğunu göstermektedir. kitap okumaya yılda ortalama 6 saat ayıran bir ülke için kitap sayısının çok da önemli olmadığı oran. ilk okul zamanlarında cin ali serisinin hepsini bitirerek pozitif olarak katkıda bulunduğum oran. bu memlekette değil 720 bile olsa önemsiz olan okuyorum dedikleri de süpermarketlerin kitap reyonlarında satılan kitaplar ya da popüler birkaç yazarın korsan kitabı filan. kitap okuma konusunu eleştirme oranının yanında hiçbir şey değildir. gördüğüm herkes bu konuyu pek güzel eleştirir. yahu anladık okumuyoruz. kitap okumuyoruz diye eleştirene kadar iki satır yazı okusanız, ülke çok farklı yerlerde olacak desem de evet biraz saçma oldu. ancak daha iyi bir şey olacağı kesin. ekşi sözlük kullanıcılarıyla mesajlaşmak ve yazdıkları entry'leri takip etmek için giriş yapmalısın. yeni sorubunları gördün mü? okuma oranı en düşük illerimiz? telefon kitap okuma alışkanlığımızı azalttı mı?e kitap okumak normal kitap okumakla aynı zevki veriyor mu? ülkemizdeki kitap okuma oranının düşük olma sebebi nedir? türkiyede ki kitap okuma oranının düşük olmasının sebebi nedir? türkiyede kitap okuma oranı kaçtır? günümüzde gazete okuma oranı neden düştü? sayısal derslerde neden başarı oranı daha düşük ülkemizde? okuma yazma bilmeyenlerin oranı ne kadardır? okuma yazma oranı en yüksek olan ülkemiz neresidir? dünyanın okuma yazma oranı en yüksek olan ülke neresidir? Türkiye’de kitap okuma oranları hakkında her geçen gün farklı veriler yayınlanıyor. Ekonomik kriz, kâğıt sıkıntısı, Türk lirasının değer kaybı derken kitap satın almak eskiye nazaran zor bir konuma doğru sürükleniyor. Ancak Emek Kitap’ın Genel Müdürü Murat Bahadır’ın açıkladığı veriler, işin satış boyutunda hâlâ yükselişte olduğumuzu Eganba ve OdaKitap gibi dijital kitap satış sitelerinin, Kırmızı Kedi Kitabevlerinin ve Emek Kitap’ın Genel Müdür koltuğunda oturan Murat Bahadır, Türkiye’deki kitap satış ve okuma oranlarına dair ellerindeki verileri göre, ülkemizde kitap okuma oranı son 10 yılda yüzde 30’dan yüzde 40’a kadar çıkmayı yılda toplam 400 milyon civarında “kitap üretiminin” yapıldığını belirten Bahadır şöyle konuşuyor “400 milyonun yaklaşık yüzde 10’u Emek Kitap deposundan gidiyor. Avrupa ülkelerinden çok daha gerideyiz ama rakamlar her yıl artıyor. Devletin de okuma alışkanlığına katkısı olması gerekiyor.” Türkiye’de kitap sektörünün büyüklüğünün milyar dolar olduğunu söyleyen Bahadır, bu sayının yüzde 46’sını sınava hazırlık, diğer yüzde 46’sını edebiyat, araştırma, politika, yüzde 8’ini ise ithal kitapların oluşturduğunu ifade okuma alışkanlıklarının sınav döneminde azaldığını da vurgulayan Murat Bahadır, sınav dönemleri sonrası okuma oranlarında tekrar bir artış gözlemlediklerini de sözlerine Oranlarında Yüzde 10’luk Artış< Yapılan araştırmalara dikkat çeken Murat Bahadır şu değerlendirmeleri yapıyor “Okuma oranı yüzde 30’dan 40’lara kadar çıkmış durumda. Bunun birçok etkeni var. Birinci sebep, yapılan yayın sayısındaki artış. 2008’lerde yılda 30 ila 35 bin başlık yayınlanırken son yıllarda bu rakam yıllık 65-70 bin başlık kitaba çıktı. Aynı zamanda dijital platformlar da blog, wattpad gibi yeni nesil insanların okuma oranına katkı sağladı. Bunun yanı sıra ebeveynler artık daha bilinçli. Ebeveynler kendilerinde kitap okuma alışkanlığı olmasa bile çocuklarına bu alışkanlığı aşılamaya çalışıyorlar.”Kişisel Gelişim Kitapları Hâlâ Ön PlandaHer yaştan kitap okurunun olduğunun altını çizen Murat Bahadır, okurların ilgi alanında yaşa göre farklılıklar olduğunu ifade ediyor “13-20 yaş arasındaki gençler daha çok bestseller çok satan kitaplar ve popüler kültür kitaplarını tercih ediyorken, 25-30 yaş arası ise kişisel gelişime yöneliyor. 30 yaş ve üstünün tercihi ise araştırma-inceleme ve politika kitapları oluyor. Siyasi kitaplar 30 yaştan sonra daha çok tercih ediliyor. Okuma oranı her yaş profilinde yükseliyor. Artışı görüyoruz, sadece insanların alışveriş yaptıkları noktalar değişiyor. Genç yaş grubu kitap alışverişinde daha çok interneti tercih ederken ileri yaş okur kitlesi daha çok kitabevlerinden kitap alıyor.”Okurların Yüzde 80’i Kitabevleri Tercih EdiliyorPek çok dijital kitap mağazasının yanı sıra Kırmızı Kedi Kitabevleri’ni de bünyesine bulunduran Emek Kitap adına konuşan Bahadır, internet kitapçılığının sektördeki payından da bahsediyor “İnternet kitapçılığının sektördeki payı yüzde 18 ila 20 aralığında. Yüzde 80’lik kesim hala kitabevlerini tercih ediyor. İnterneti tercih eden yaş grubu 25-30 yaş arası. İleriki yaşlar kitabı gidip kitabevlerinden almayı tercih ediyor. Kitabevlerinin büyüklüklerin belli bir ölçüde olduğundan okuyucu buralarda istediği her kitabı alışverişinin en büyük avantajı ise kişinin kitabevinde bulamadığı kitaplara kolaylıkla ulaşması oluyor. 200 bin çeşit kitap merkezimizde bulunurken bir kitabevinde en fazla 60 bin çeşit kitaba ulaşıyorsunuz. Geri kalan 140 bin çeşit kitaba internet üzerinden ulaşılabiliyor. Bu da sektörün yüzde 35-40’ına denk geliyor. İnternet alışverişi daha pratik olabiliyor. İnsanlar yoğun çalıştıklarından zaman ayıramayabiliyorlar.” Sizin bu oranlara ve açıklamalara yaklaşımınız nasıl? Görüşlerinizi Kayıp Rıhtım Forum’da bizimle paylaşmayı unutmayın.* * ** Vatikan Kütüphanesi, Nadir El Yazmalarını Dijitale AktarıyorKaynak OdaTvBabilEmek KitapKitapKitap Okuma OranlarıKırmızı Kedi YayıneviMurat BahadırOdaKitap Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. 2016'dan beri serbest editörlük yapıyor, çeşitli internet siteleri ve dergiler için haber ve incelemeler kaleme alıyorum. Next post Kitaplar benim için uçsuz hayal gücü dünyasına girişi sağlayan sihirli anahtarlar gibidir. Her kitap canlı bir varlık gibi yüzlerce, binlerce değişik bilgiyi aktaran bilgi hazineleridir. Ülkelerin gelişmişlik düzeyine baktığımız zamanda kitap okumanın önemi açık bir şekilde görülebiliyor. Bugün ve yarın sürecek bu yazılarımda kitapların önemi, ülkemizde kitap okuma alışkanlığı, kitap okumanın toplumun gelişmişlik düzeyine katkısı gibi araştırmalara dayanan somut verilerden bahsedeceğim. Kitap okuma alışkanlığı ile ilgili yapılan araştırmalar sonucunda ülkemizin dünya kitap okuma oranları en az olan ülkeler arasında yer aldığı görülmektedir. İngiltere merkezli Dünya Kültürü Puan Endeksi’ne göre, Dünyada en çok kitap okuyan ülke olarak Hindistan ilk sırayı alırken Türkiye yapılan sıralamada 18. sırada yer alıyor. Kitap okumak insanların kişisel gelişimleri için olduğu gibi toplumun gelişimi içinde oldukça önemlidir. Dünyada hızla gelişen ve gelişmiş ülkelere bakıldığında oldukça yüksek kitap okuma oranları ile karşılaşılmaktadır. Yapılan sıralamada Hindistan ilk sırayı haftada yaklaşık 11 saat kitap okumaya ayırıyorken bu oran ülkemizde çok fazla düşmekte ve haftalık kişi başına 5 saat 54 dakika olarak bulunuyor. Bu oranın oldukça düşük olmasının sonuçları ise ülkemizin bir türlü gelişmiş ülkeler arasına girmemesi ile ortaya çıkmaktadır. 2018 Yılında OECD tarafından yapılan araştırmanın sonuçları ayrıca ülkemizde her geçen yıl kitap okuma oranının düştüğünü de ortaya koymaktadır. Belirlenen bu okuma oranının içinde çeşitli yazılı basın kaynaklarının olduğu da bilinmekte ve aslında Türkiye’de kitap okuma oranları çok daha düşük olarak yer almaktadır. Daha açık bir ifade ile Türkiye’de her yüz kişiden sadece dördü kitap okuyor. Ülkemizde ki kitap okuma oranını ile diğer ülkelerin kitap oranları arasında ki farkı daha basit bir şekilde anlatan durum ise Türkiye’de kişiye bir kitap düşerken Japonya’da kişi başına 25 kitap düşmesi ile anlatılmaktadır. Bir yıl için ortalama olarak belirtilen bu rakamın değişmesi için ise yeterli bir çaba gösterilmediği de maalesef görülmektedir. Neredeyse bütün insanlar kitap okumanın önemli olduğunu belirtmekle birlikte bunun neden önemli olduğu konusunda bilgi sahibi olmamaktadır. Kitap okumanın gerçekten önemli olduğu da özellikle hızla gelişen Asya ülkelerinde ki yüksek kitap okuma oranları ile zaten kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. En çok kitap okuyan 10 ülkeye baktığımızda bunun 6’sının Asya Ülkesi olduğunu görüyoruz. Kitap okuyan kişilerin hayata bakış açılarının genişlemesi, bilgi dağarcıklarının artması, kelime haznelerinin genişliyor olması ile başlanarak kitap okumanın onlarca faydası sayılabilir. Bireyleri kitap okuma alışkanlığını aşılayabilmiş toplumların daha huzurlu ve daha mutlu oldukları ise yadsınamaz bir gerçektir. Çünkü okuyan insan bilgiye ulaşır ve artan kültür, bilgi düzeyinden ötürü daha rasyonel davranır. Ayrıca kitap okurken olaylara başka insanların gözü ile bakmak yani empati yapma özelliği de kazanıldığından bireyler karşılarında ki kişilere karşı daha hoş görülü olabilmektedirler. Her şeyden önemlisi kitap okumak insanın anlama yeteneğini geliştirir ve hayatta daha başarılı olmasını sağlar. Kişinin kitap okuması onun aydınlanması doğal olarak içinde bulunduğu toplumunda aydınlanmasını sağlayacaktır. Çünkü kitap okuyan kişi çevresindeki yanlışlıklara karşı duyarsız kalmaz ve düzeltmek için girişimlerde bulunur. Hayal gücünün gelişmesinde kitap okumanın önemli bir yeri olduğu bilinmekte ve birçok mucidin de çok okuyan kişiler oldukları bilinmektedir. Peki bu kadar çok faydası olduğu bilindiği halde neden kitap ülkemizde bu kadar az okunuyor? Bu soruya verilecek en doğru cevap ise kitap okumanın küçük yaşta kazanılan bir alışkanlık olduğu ve ailelerin bu konuda yeterli duyarlılığı göstermediği gibi okullarda da çocuklara kitap okuma alışkanlığının kazandırılmasında başarılı olmadığıdır. Birçok kişide kitapların pahalı olmasını neden olarak göstermekte ve bütçelerinde kitap almak için bir yer ayıramadıklarını söylemektedirler. Kitap fiyatlarının görece diğer ülkelere göre orantıya göre yüksek olduğu ülkemizde insanlar yazarların çok fazla kazandığını düşünüyor olsa da bu yanlıştır. Çünkü yazarlar kitaplarından telif hakkı olarak değişiklik göstermekle birlikte %40 ile 10 arası bir ücreti kitap başına almaktadırlar ki bu aslında oldukça düşüktür. Kitapları basan yayınevleri de sanıldığı gibi çok kazanmaz çünkü yüksek kağıt maliyetleri ile kitap basmak oldukça maliyetli olmaktadır. Peki kitabı pahalı yapan ne dendiğinde alınan vergiler, kitap basım maliyetleri olarak düşünülmektedir. Ülkemizde zaten düşük olan kitap okuma alışkanlığı kağıda gelen zamlar ve yüksek vergiler ile kitap satın almayı daha çok güçleştirmektedir. Son yapılan vergi düzenlemesi ile yayınevinden kitabın çıkışı sırasında ki vergi artık alınmıyor olsa da kitapçılar için hala vergi uygulamasının devam ediyor olması kitap fiyatlarında ki vergi yükünün devam ediyor olmasına neden olmaktadır. Kitaplarda verginin düşürülmesi ve mümkünse hiç alınmaması toplumun okuma alışkanlığına katkı sağlayacaktır. Devletin okuyucuları, yazarları, yayınevlerini daha çok kitap için, daha çok okumayı teşvik etmesinden daha güzel bir şey olduğunu zannetmiyorum. Hatta bunu örneklendirecek olursak Avrupa Bölgesinde indirimli KDV benimsenirken yalnızca İngiltere ve İrlanda kitaptan hiç vergi almıyor; Latin Amerika’da ise Şili haricinde genel olarak sıfır vergi uygulanıyor. Eğitim seviyesinin yüksek olduğu Japonya’da standart KDV oranı olan yüzde 8 kitap için de geçerli. Kitap okuma alışkanlığı kazanılmasının teşvik edilmesini isteyen çevreler kitaptan alınan vergilerin düşürülmesi ve kitaba ulaşmanın daha kolay olmasının sağlanmasını istemektedirler. Zaten ülkemizde basılan kitap sayısının az olması aslında devlet için vergi getirisinin de az olmasını sağlamaktadır. Oysa kitaptan alınan vergiler düşürülerek kitap fiyatlarının ucuzlaması sağlandığı takdirde kitap satışlarının artacak olması ile aslında elde edilen vergi geliri kitap başına düşse de genel anlamda artmış olacaktır. Ve hatta kitaplardan alınan vergilerin kaldırılması toplumun kültürel gelişimine sağlayacağı katkıyı düşündüğümüzde mantıklı bir öneridir bana göre. Dünya kitap okuma oranları araştırıldığında kitap okuma oranı ile başı çeken Hindistan, Çin, Tayland, Tayvan gibi ülkelerin kitaplardan sıfıra yakın veya hiç vergi almadıkları görülmektedir. Bu şekilde düşük kitap fiyatları da ulaşılmasını kolaylaştırmaktadır. E-kitap uygulamalarının da vergiden muaf olması kitap okumayı teşvik edici olmaktadır bu ülkelerde. Kitap fiyatlarının yüksek olması aslında okunmuyor olması ile de alakalıdır. Şöyle ki kitapçılara gittiğinizde görebileceğiniz gibi çok satan kitapların fiyatları biraz daha düşüktür. Bunun nedeni ise az sayıda basılan kitap için harcanan birim başı maliyetin artıyor olmasıdır. Daha çok sayıda basılan kitap için yayınevi gerekli hammaddeyi daha çok ve daha ucuza alabilmekte maliyette düşmektedir. Yani anlayacağınız değerli okurlarım, bir hazine niteliğinde olan kitaplar okuyuculara ulaşana kadar onlarca maceradan geçiyor…

ülkemizde kitap okuma oranı neden düşüktür