3EdR. Beyoğlu Belediyesi © 2022
Tophane-i Amire binası, 15. yüzyılda Bizans döneminde Ste. Claire ve Aya Photini kiliselerinin yer aldığı Metopon adlı bölgede kurulmuştur. Sultan II. Mehmet tarafından fetihten sonra kurulan top döküm merkezi, Osmanlı ordu ve donanmasının kullandığı askeri topların üretildiği Tophane yi kim yaptırdı?2 Tophane-i Amire kim açtı?3 Tophane ne zaman yapılmıştır?4 Tophane adı nereden gelir?5 Bursa Kalesi kim tarafından yapılmıştır?6 Bursa Tophane de kimin türbesi var?7 Tophane ne amaçla yapılmıştır?Tophane yi kim yaptırdı?İlk olarak Sultan Abdülaziz döneminde yaptırılmış ancak 1900'lü yıllara kadar, bilinmeyen bir tarihte yıkılmıştır. 2 Ağustos 1904'te yapımına tekrar başlanmış, 31 Ağustos 1905'te tamamlanarak II. Abdülhamit'in tahta çıkışı şerefine, 31 Ağustos 1906 günü Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından törenle hizmete Amire kim açtı?Tophane-i Amire binası, Sultan II. Mehmet tarafından Osmanlı ordu ve donanmasının kullandığı askeri topların üretildiği yer olarak ne zaman yapılmıştır?Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethinden 2 yıl sonra 1455 yılında Tersane-i Amire Haliç ve 1460 Tophane-i Amire'yi Tophane kurarak İstanbul'da ilk sanayi hamlesini başlatmıştır. Tophane, bu özelliği nedeniyle Osmanlı döneminde İstanbul'un en eski sanayi bölgelerinden biridir adı nereden gelir?tophane osmanlı döneminde yapılan ve geliştirilen ünlü top dökümhanesi bu semtte yer aldığından dolayı semt tophane ismiyle anılmaya Kalesi kim tarafından yapılmıştır?Bursa Kalesi'nin yapılışı MÖ 1. yüzyıla dayanır. İlk kez Bithynia'lılar tarafından inşa edilmiştir. Ardından Roma, Bizans ve Osmanlı devirlerinde aktif olarak kullanılmış ve tadilat görmüştür. Bursa civarı sonra gezginlerin ilgisini bir hayli Tophane de kimin türbesi var?Osman Gazi Türbesi Tophane'de Orhan Gazi Türbesi'nin yanında yer almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Gazi, vasiyeti üzerine Bursa'nın alınışından sonra “Gümüşlü Kümbet” olarak tanınan ve eski bir Bizans şapeli üzerine inşa edilen bu türbeye ne amaçla yapılmıştır?Tophane Saat Kulesi Bursa'da Osmanlı padişahı II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 29. yılı şerefine inşa edildiği rivayet edilen tarihî saat kulesi.
Hakkımızda İstanbul’un fethinin hemen sonrasında Galata bölgesinin eski iskân alanının dışında, surların Doğu Kapısı önünde bir top döküm alanı tesis edilir. Bu tesisin tamamlanmasından kısa süre sonra da bu kapı “Porta delle Bombarde” adı ile anılmaya başlanır. Bu arada Yeni Saray’ın Topkapı Sarayı yapımı sırasında Tursun Bey’in sarayın Tophane’ye baktığından söz ettiğini de hatırlatmak isteriz. Muhtemelen Galata’da yerleşik Levanten nüfusun kıyı boyunca yayılmaması için kurulan bu tesisin basitçe kurulan bir top dökümhanesi ile teknelerin yanaşması için yapılmış büyükçe bir iskeleden ibaret olduğu sanılmaktadır. Evliya Çelebi, Fatih Sultan Mehmed’in 1451-81 bu alanda ağaçlar içinde derli toplu bir tophane inşa ettirdiğini, Sultan II. Bayezıd’ın ise 1481-1512 bu tesisi genişletip, odalar ilave ettiğinden bahis eder. Evliya Çelebi’nin belirttiğine göre Kanuni Sultan Süleyman 1520-66 atalarının yaptırtığı bu yapıları yıkarak, yeniden bir tophane inşa ettirir. Denizden 100 adım uzakta yamacın eteğinde, dört tarafı 40 arşın takriben 28 metre uzunluğunda duvarlarla çevrili bu yapının çatısı balıksırtı padavra ince tahta örtülüdür. Dökümcüler binasına bitişik, denize yakın bir alanda ise Fatih Sultan Mehmed, Sultan II. Bayezıd ve Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde inşa edilen ve giriş kapısının üzerinde bir Hünkar Köşkü bulunan Topçu Odaları yer almaktadır. Matrakçı Nasuh’un 1537 tarihli Beyân-ı Menâzil-i Sefer-i Irâkeyn-i Sultân Süleymân isimli albümünde, Galata surları dışında, sahilde kurşun kaplı çatısı ile yüksek bir bina, sekiz adet çeşitli boyutta top ve padavra ile örtülü, üç fenerli Tophane Binası görülmektedir. Bu dönemde Tophane bölgesine Arabacılar Kârhanesi Mescidi ile Tophane Ocağı Mescidi adıyla iki de cami yaptırılır. Çeşitli tarihlerde pek çok kere yanan bu yapılar zaman içinde tekrar tekrar inşa edilirler. Bu yapılardan, Sultan III. Selim dönemindeki yenilenmesinden sonra Câmi-i Meştâ-yı Gerdûnekeşân adı ile anılacak olan Arabacılar Kârhanesi Mescidi Sultan II. Mahmud tarafından yeniden yaptırılır. Ancak /1810-11 tarihinde yapılan bu mescid de kısa süre sonra 1823 yılındaki yangında yanar. Yerine günümüzde Tophane sahilini süslemekte olan ve şehrin Rumeli yakasındaki ilk selâtin camii olan Nusretiye Camii yapılır. Tophane Ocağı Mescidi de sık sık meydana gelen yangınlardan nasibi alır ve pek çok kere yeniden yapılır. Son olarak1956 tarihinde yapılan istimlak sırasında yıkılır ve arsası yola katılır. Tophane’yi oluşturan bazı ahşap binalar H. 1132/1720-21 tarihinde çıkan yangın sonrası hasar gördüğü için H. 1136/1723-24 tarihinde büyük bir su sarnıcı inşa ettirilir. Sarnıcın inşası için Topçubaşı İbrahim Ağa görevlendirilmiştir. Aynı yıl padişahların Tophane’yi ziyaretleri sırasında istirahat etmeleri amacıyla bir kasır da inşa edilir. Devrin tarihçilerinin “Kasr-ı Havernak” benzeri dedikleri bu kasır için bir de tarih düşülür Kıble-i iclâl kasr-ı ma’delet Hak mubarek eyleye Han Ahmed’e. H. 1158/1745-46 tarihinde Sultan I. Mahmud 1730-54 döneminde tüm Tophane yapıları, Topçubaşı ve aynı zamanda mimar olan Mustafa Ağa’nın yaptığı proje ve nezaretinde yapılan binalar ile yenilenir ve bugünkü şekliyle beş kubbeli olarak yeniden inşa edilir. Bu yeni yapının en eski görüntülerinden birini Hollandalı ressam Vanmour’un 1671-1737 bir tablosunda seyretmekteyiz. Bu yapıya ait bir diğer görüntü ise Clara Mayer’in 1794 tarihli tablosunda karşımıza çıkmaktadır. Tophane tesisleri Sultan III. Mustafa 1757-73 döneminden itibaren çeşitli kereler hızlı bir değişim geçirir ve çeşitli yapılarla genişletilir. Örneğin 1790 yılında İstanbul’u ziyaret eden Fransız vatandaşı bir doktor olan Olivier, Tophane avlusunda üç sıra anfiteatr şeklinde çok güzel kışlalar inşa edilmekte olduğunu söylemektedir. 24 Şubat 1823 günü meydana gelen Firuzağa Yangını’nda Topçu ve Arabacılar Kışlası büyük oranda zarar görür. Sultan II. Mahmud 1808-39 tarafından Top Arabacıları Kışlası ve dökümhanelerin yanı sıra bir de kâgir buhar makinehanesi ile deniz kıyısına yakın bir bölgeye malzeme ambarları inşa edilir. 1843 yılında Zeytinburnu Demir Fabrikası’nın faaliyete geçmesi ile birlikte top ve ağır silahlar bu fabrikada dökülmeye başlanır; bu tarihten sonra Tophane tesisleri daha ziyade tüfek ve top arabası gibi savaş araçlarının yapımı için kullanılır olur. 1847 yılında Sultan Abdülmecid döneminde büyük bir marangozhane kurulur. Burada yüzyılın başından beri ithal edilen sahrâ topları için lazım gelen taşıtlar, toparlaklar ve top kundakları ile mühimmat ve sıhhiye arabaları yapılmaktadır. 1863 yangınında Topçubaşı binası yanar ve Sultan Abdülaziz 1861-76 tarafından yanan binanın yeri ile Topçu Mektebi arsasının bir bölümü birleştirilerek, 1956 istimlakı sırasında yıkılacak olan Tophane Müşirliği Binası inşa ettirilir. 1867 tarihli Devlet Salnamesi’nde Tophâne-i Âmire yapıları Top dökümhanesi, buhar makinehanesi, marangozhane, demirhane, çarkhane, saraç atölyesi, nakkaş atölyesi, alethane, terzihane, avadanlıkhane, mastarhane, kılıçhane, tüfenkhane, sandık ve model atölyesi olarak sıralanmaktadır. Bu dönemde daha önceleri talim alanı olarak kullanılan ve denize yakın bir bölümünde Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılan bir kule bulunan geniş alan, denize doğru doldurulur. Bu nedenle, muhtemelen sancak kulesi olarak yaptırılan ve daha sonra üzerine saat takılması nedeniyle saat kulesi olarak adlandırılan yapı kıyıdan uzaklaşmış olur. Vakanüvîs Ahmed Lûtfî Efendi Şubat 1828 tarihli bir kaydında Sultan II. Mahmud’un nümune amacıyla Ortaköy, Kuzguncuk, Rumelihisarı, Çakalburun ve Yuşa Tepesi zirvesine birer bayrak kulesi dikilmesini istediğinden bahis eder. 1851 tarihli Donanma Geçit Töreni’ni gösteren bir çizimde Ortaköy’deki kule net bir şekilde görülürse de, Tophane Kulesi çizilmemiştir. Buna karşılık 1854 tarihli Robertson fotoğrafında bayrak kulesi görülmektedir. Anlaşılan 1851-54 tarihleri arasında sancak-bayrak kulesi olarak yapılan bu yapı daha sonraları üzerine saat takıldığı için saat kulesi olarak bilinmektedir. Muhtemelen aynı tarihlerde, 1841’de İngiliz Büyükelçiliği Binası’nın yapımı için İstanbul’a gelen İngiliz mimar William James Smith tarafından bir de kasır inşa edilir. Kuzey-güney doğrultusunda, denize paralel 10x22 metre ebadında olan kâgir yapı iki katlıdır. Yapının esas cephesi, girişin bulunduğu denize doğru olan eski meydan cephesidir. Bugün caddeden görülen, bir bölümü yükselen yol seviyesinin altında kalan arka cephesidir. Birinci Dünya Savaşı sonrası önemini yitiren bu tesis ve onu oluşturan yapılar zamanla terk edilerek harap olmaya başlar ve zaman zaman çeşitli amaçlar için kullanılmaya başlanır. Bir dönem sahil kesiminde yer alan bazı bölümleri ithal arabalar için montaj atölyesi olarak kullanılır. 1956 tarihini takip eden yıllar içinde kışlaların arta kalan kısımları ile Tophane Müşirliği Binası, Meclis-i Mebusan Caddesi’nin genişletilmesi amacıyla yıkılır ve günümüze yanlızca beş kubbeli dökümhane binası ile onun doğusunda yer alan tek kubbeli yapı kalır. Tophane tesislerinin deniz bölümüne ise 1958 tarihinde liman tesisleri ve antrepolar inşa edilir. Böylelikle beşyüz yıla yakın süredir varlığını sürdürmekte olan ve XV. yüzyılı ikinci yarısı ile XVI. yüzyılın ilk yarısında dünyanın en büyük ve en nitelikli toplarının döküldüğü, İstanbul’un ilk sanayi tesislerinden biri de tarihe karışmış olur. Tophâne-i Âmire Binası 1956’dan sonra Askerî Müze olarak kullanılmak amacıyla yeniden düzenlenmeye çalışılsa da, depo alarak kullanılmaktan öteye bir gelişme görülmez. 1972 yılından itibaren restorasyon amacıyla boşaltılarak onarıma başlanırsa da büyük harcamalar gerektirdiğinden bu onarım da tamamlanamaz. 1992’de Mimar Sinan Üniversitesi’ne tahsis edilen yapıda zaman zaman sanatsal etkinlikler düzenlenmektedir. Etiketler Yorum Yap ve Değerlendir Yorum yapabilmeniz için oturum açmanız gerekmektedir. Giriş Yap veya Kayıt Ol
Ana Sayfa Sanat Genel Kitap HakkındaXXIII, 559 s. fotoğ., şkl.; 16x24 cm. Kaynakça, dizin var. RKT11-443 Salim Aydüz yazarının eşsiz eseri olan Tophane-ı Amire Ve Top Döküm Teknolojisi kitabıdır. Türk Tarih Kurumu tarafından basılmıştır. Bellek Kitapevi satıcısı tarafından ₺ fiyatından satışa sunulmaktadır. Kitap kondisyonu "Yeni" durumundadır. Tophane-ı Amire Ve Top Döküm Teknolojisi kitabı Sanat kategorisi altında bulunan Genel alt kategorisinde bulunmaktadır. Bu ürün için kargo ücreti Alıcı Öder şeklinde sunulmuştur. Satıcının stoğunda bu üründen 1 adet bulunmaktadır. Yeni ISBN9751618614 Eklenme Tarihi 18 May 2021 Sal 1132 Favori 0Stok 1 Yayınevi YazarSalim Aydüz Baskı Yılı2006 Baskı SayısıBelirtilmemiş Sayfa SayısıBelirtilmemiş Kargo ALICI ÖDER Kitabın Satıcısı Kitap HakkındaXXIII, 559 s. fotoğ., şkl.; 16x24 cm. Kaynakça, dizin var. RKT11-443 Salim Aydüz yazarının eşsiz eseri olan Tophane-ı Amire Ve Top Döküm Teknolojisi kitabıdır. Türk Tarih Kurumu tarafından basılmıştır. Bellek Kitapevi satıcısı tarafından ₺ fiyatından satışa sunulmaktadır. Kitap kondisyonu "Yeni" durumundadır. Tophane-ı Amire Ve Top Döküm Teknolojisi kitabı Sanat kategorisi altında bulunan Genel alt kategorisinde bulunmaktadır. Bu ürün için kargo ücreti Alıcı Öder şeklinde sunulmuştur. Satıcının stoğunda bu üründen 1 adet bulunmaktadır. Satıcının Beğenebileceğiniz Diğer Kitapları Beğenebileceğiniz Diğer Kitaplar
Doğal Yaşam Parkı, İzmir’e yapılan en güzel yatırımlardan birisi olarak algılanabilir. Oldukça büyük bir alana kurulu yaşam parkında çok keyifli bir gün geçirilebilir. Her bütçeye uygun olarak düşünülmüş 50 kuruş ve 2,5 TL arası giriş ücreti ile park haftanın 7 günü ziyaretçilere açık. Şehirden uzaklaşmak, doğaya kaçmak, biraz yürüyüş yapmak, hayvanları izlemek, açıkhavada tazecik çay keyfi yapmak, kitabınızı alıp uzaklaşmak, dinleneceğiniz güzel bir gün geçirmek için gerçekten çok güzel bir kaçamak yeri. Açılış saatlerine denk gelirseniz kalabalıktan, çocuk gürültüsünden kurtulmuş olursunuz. İzmirimizin merhum fili “Pak Bahadır” maalesef bu alanda keyif yapma imkanı bulamadı ama anısına mezarı parka taşınmış. 40 senesini vatandaş görecek diye minicik beton bir alanda geçiren filimize üzülmeden edemedim… Neyse ki unutulmamıştı… Engelli vatandaşlar için girişte temin edilebilen engelli arabaları ile parkı dolaşmak mümkün. Engelli otoparkı da mevcut lakin daha ziyade duyarsız vatandaşlar tarafından girişe yakın olmak üzere istila edilmiş denebilir. Nefis bir doğa, pırıl pırıl bir alan, bakımlı hayvan yaşam alanları ile eski Fuar hayvanat bahçesinden çok uzakta çok daha medeni bir park. Hayvanların da uzaktan bakınca oldukça bakımlı olduğu, kemiklerinin sayılmadığı söylenebilir. Dolayısı ile hayvanseverler açısından da sevimli bir yer. Begümcan ile Şubat 2011’de dünyaya gelen yavrusu “izmir”. Siyah Makak Benekli Sırtlan Leylek Ziyaretçilere en çok yaklaşabilen hayvan Zürafa Tek Hörgüçlü Deve İzmir Doğal Yaşam parkı ile ilgili detaylı bilgi için
tophane i amire giriş ücreti 2019